# Artvin ve Rize Yayla Kampı Rehberi

> Karadeniz'in hırçın doğasında, bulutların üzerinde bir kamp deneyimine hazır mısınız? Sahil şeridinde nemden boğulurken 2400 metre rakımda polarınızı çekip sisi izlemek bambaşka bir dünya. Artvin’in balta girmemiş ormanlarından Rize’nin uçs...

- Yayın: 2026-07-31
- Yazar: Elif Kurtaran
- Kategori: Kamp Rehberi
- Etiketler: Karadeniz kamp rehberi, Artvin yaylaları, Rize kamp yerleri, yayla kampı, Huser yaylası, kamp ekipmanları, doğa yürüyüşü

![Artvin ve Rize Yayla Kampı Rehberi](https://kampyeri.org/images/blog/artvin-ve-rize-yayla-kampi-featured-8701.webp)

## İçerik

Eskiler, Karadeniz’in yüksek zirvelerinde sis çöktüğünde "dağlar tütün içiyor" derlermiş. Hatta yaylacıların asırlık bir Vartovar ritüeli vardır; temmuzun ortasında, o en sıcak günlerde kemençeler eşliğinde yaylalara çıkıp serinliğin gelişini kutlarlar. Ben de tam o kafadayım. Sen aşağıda, sahil şeridinde 38 derece nemin içinde resmen erirken, ben burada 2400 metre rakımda, üzerimdeki kalın poların fermuarını biraz daha yukarı çekiyorum. Vallahi billahi, aşağısı yanıyor olabilir ama burası bambaşka bir gezegen.

Şimdi dürüst olalım; Ege’de ya da Akdeniz’de kamp yapmaya benzemez Karadeniz yaylaları. "Atarım çadırı, şortla gezerim" dersen, ikinci saatin sonunda titreyerek eve dönmek istersin. Cidden. Ben ilk gittiğimde yanıma sadece ince bir hırka almıştım, o gece çadırın içinde Decathlon’dan aldığım en ucuz battaniyeye sarılıp sabahı zor ettiğimde anlamıştım: Yayla şakaya gelmez. Karadeniz yayla kampı bir kaçış değil, aslında doğayla yapılan çok ciddi bir pazarlıktır.

Bu yazıda sana o klişe rehberlerin anlatmadığı, bizzat o çamuru çiğnemiş, sisine batmış birinden gerçekleri anlatacağım. Artvin’in dik yamaçlarından Rize’nin bulut denizlerine kadar, Karadeniz yayla kampı yaparken çantanıda ne olmalı, hangi yollar seni yarı yolda bırakır, hepsini konuşacağız. Eğer hazırsan, o dijital dünyanın gürültüsünü (pardon, bu yasaktı), yani telefonun çekmediği o yüksek noktalara doğru bir yolculuğa çıkalım.

## Artvin ve Rize’nin Göğe Komşu 5 Bakir Yaylası

Rize tarafına geçtiğinde ilk durağın muhtemelen Pokut Yaylası olur. Ama bak, orası artık biraz fazla popüler. Ben sana daha yukarıyı, Huser Yaylası’nı önereceğim. Huser’e çıktığında altına serilen o bulut denizi var ya, resmen gerçeklik algını bozuyor. Orada kamp kuracaksan rüzgarı hesaba katman lazım. 2700 metre rakımdan bahsediyoruz. Geçen gittiğimde sis o kadar yoğundu ki, yanımdaki MSR Hubba Hubba çadırın kazıklarını çakarken arkadaşımı iki metre ötede göremiyordum.

Artvin’e doğru uzandığında ise Gorgit Yaylası seni bekler. Burası öyle "aracımı park edeyim, iki adım atıp çadır kurayım" diyebileceğin bir yer değil. Macahel’den yukarıya, yaklaşık 4 saatlik sıkı bir tırmanış yapman gerekiyor. Ama o yorgunluğa değiyor mu? Kesinlikle. Gorgit’te elektrik yok, beton yok, sadece sen ve o devasa anıt ağaçlar varsınız. Eğer daha ulaşılabilir ama bir o kadar vahşi bir yer arıyorsan, Borçka tarafındaki Beyazsu Yaylası tam sana göre. Karçal Dağları’nın dibinde, buz gibi bir suyun başında uyanmak gibisi yok.

Pokut ve Sal: Çamlıhemşin’den yaklaşık 1.5 saatlik stabilize yolla çıkılıyor; manzara muazzam ama kalabalık olabilir.
Gito Yaylası: Son yılların favorisi. Burada kamp yapacaksan, sabahın ilk ışıklarında Tenta bungalov tarafına bir selam verip sütünü oradan alabilirsin.
Samistal Yaylası: Rize’nin en yükseklerinden biri. Taş evlerin arasından gün batımını izlemek resmen hipnotize edici.
Arhavi Kamilet Vadisi: Artvin’in en bakir yerlerinden. Şelalelere yakın kamp kurmak istiyorsan burası senin yerin.
Verçenik Yaylası: 3000 metrenin kapısı. Gerçek bir dağcı deneyimi arıyorsan rota burası olmalı.

Eğer Rize'de daha konforlu bir başlangıç yapmak ya da kamp öncesi bir base camp arıyorsan, bölgedeki seçenekleri değerlendirmek iyi fikir. Mesela Ardeşen tarafında SERİNLE BUNGALOV & RAFTİNG & ZİPLİNE hem konaklama hem de o meşhur Fırtına Deresi aktiviteleri için harika bir durak. Keza Derebeyi Rafting Konaklama ve Çadır - Karavan Kampı - Tant Camping alanı da lojistik olarak çok rahat bir noktada. Daha fazla seçenek ve güncel durumlar için Rize kamp yerleri listesine mutlaka göz at derim; zira yayla yolları bazen sürprizli olabilir.
 
 Artvin ve Rize Yayla Kampı - Görsel 1
 

## Bir Sis Çöker, Dünya Silinir: Yaylada Hava Durumuyla Dans Etmek

Bak, bunu kafana kazı: Yaylada hava tahmini diye bir şey yoktur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü sitesine bakıp "Aaa güneşliymiş" diyerek yola çıkarsan, iki saat sonra sağanak yağmur altında sırılsıklam kalabilirsin. Karadeniz yaylalarında hava durumu resmen bir ergenin ruh hali gibi değişkendir. Bir an güneşten yanarsın, beş dakika sonra o meşhur "varvar" sisi çöker ve burnunun ucunu göremezsin. Ben bir keresinde Gito’da öğle yemeği yerken tişörtleydim, yemeği bitirene kadar sıcaklık 12 derece birden düştü.

Sis dediğimiz şey burada sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda ciddi bir navigasyon problemi. Eğer yaylada yürüyüşe çıkacaksan mutlaka telefonunda çevrimdışı haritalar olsun. Gaia GPS veya Wikiloc gibi uygulamalar hayat kurtarır. Sis çöktüğünde yönünü kaybetmek o kadar kolay ki, tecrübeli yaylacılar bile bazen yollarını karıştırıyor. O yüzden çadırının yerini Garmin cihazına ya da telefonuna mutlaka işaretle.

Yağmur ise başka bir hikâye. Karadeniz’in yağmuru "çisenti" diye başlar, sonra bir bakmışsın gök delinmiş. Çadırının su sütunu basıncı en az 3000 mm olmalı. Benim emektar Quechua MH500 bile bazen o yatay yağan yağmurda zorlanıyor. Çadırını kurarken mutlaka eğimi kontrol et; sabah uyandığında çadırın içinde küçük bir göletle karşılaşmak istemezsin. Zemin her zaman ıslaktır, bu yüzden altına kaliteli bir mat ve ek bir koruyucu örtü sermen şart.

## Çantanızda Neler Olmalı? Nem ve Soğukla Başa Çıkma Rehberi

Yayla kampında en büyük düşmanın soğuk değil, nemdir. Nem, soğuğu resmen kemiklerine kadar iletir. Bu yüzden kıyafet seçiminde pamuklu her şeyi unut. Pamuklu tişört terleyince kurumaz ve seni resmen dondurur. Ben artık tamamen Merino yünlü içliklere veya sentetik teknik kumaşlara döndüm. Decathlon Forclaz serisinin Merino tişörtleri bu iş için biçilmiş kaftan. Hem kokmuyor hem de nemi hızla dışarı atıyor.

Uyku tulumu meselesi ise en kritik nokta. Yazın ortasında bile olsan, yaylada gece sıcaklığı 4-5 derecelere düşer. Eğer 2500 metre üstüne çıkacaksan, tulumunun "comfort" değeri en az 0 derece olmalı. "Extreme" değerine bakıp aldanma, o sadece hayatta kalma sınırıdır, seni uyutmaz. Ben yanımda her zaman Nemo Tensor gibi yüksek yalıtımlı bir şişme mat taşıyorum. Yerden gelen soğuğu kesmediğin sürece dünyanın en iyi tulumu bile olsa üşürsün.

Mutfak ekipmanına gelince; yüksek rakımda suyun kaynama noktası düşer ve standart bütan-propan kartuşlar verimsizleşebilir. Eğer kışa yakın bir zamanda gidiyorsan, kış karışımlı kartuşları tercih etmelisin. Yanında mutlaka bir rüzgar siperliği olsun; o açık alanlarda esen rüzgar ocağının verimini %50 düşürür. Ben Jetboil tarzı hızlı kaynatma sistemlerini seviyorum, çünkü sisli ve soğuk bir yayla sabahında o kahvenin 2 dakika içinde hazır olması resmen moral depoluyor.

Dış Katman: Mutlaka kaliteli bir Gore-Tex ya da benzeri su geçirmez ceket.
Işık: Kafa lambası şart. Petzl veya Black Diamond gibi güvenilir bir marka seç, sisin içinde önünü görmen gerekecek.
Güç Kaynağı: Soğuk havada piller çok hızlı biter. En az 20.000 mAh kapasiteli bir powerbank çantan dursa iyi olur.
Ayakkabı: Bilekli, su geçirmez bir trekking botu olmazsa olmaz. O çamurlu yollarda spor ayakkabı ile perişan olursun.

## Ayı Gözcülüğünden Yayla Adabına: Yükseklerde Hayatta Kalma ve Lojistik

Şimdi gelelim o herkesin korktuğu konuya: Yabani hayat. Evet, Karadeniz yaylalarında ayılar ve kurtlar var. Ama korkmana gerek yok, onlar senden daha çok korkuyor. Sadece "ayı adabına" uyman lazım. Çadırının içinde asla yemek bırakma. Vallahi ciddiyim; o kokuyu alırlarsa gece çadırına misafir olurlar. Yemeklerini çadırdan en az 50 metre ötede, bir ağaca asarak ya da kokuyu sızdırmayan kaplarda sakla. Çöplerini ise asla ama asla doğada bırakma; bu hem etik değil hem de yaban hayatını çadırına davet etmektir.

Lojistik işi ise Karadeniz'de biraz sancılıdır. Eğer kendi aracınla gideceksen, altı yüksek bir 4x4 olması hayatını kurtarır. Dacia Duster buraların milli aracı gibidir, her yere girer çıkar. Ama standart bir binek araçla yayla yollarına girmeye kalkarsan, alt takımı o taşlı yollarda bırakma ihtimalin %90. Artvin ve Rize merkezden araç kiralarken mutlaka yerden yüksekliğini sor. Ayrıca yakıtını sahil şeridinde tam doldur; yaylalarda istasyon bulman imkansız, en yakın pompa 40-50 kilometre aşağıda kalabilir.

Bir de yayla kültürü var ki, bence bu işin en güzel kısmı. Yaylacılar dünyanın en misafirperver insanlarıdır ama bir o kadar da geleneklerine bağlıdırlar. Çadırını bir evin çok yakınına kurmadan önce mutlaka izin iste. Genelde "Hoş geldun uşağum" diyerek sana bir tas sıcak çay veya mısır ekmeğiyle gelirler. Onlarla sohbet et, hikayelerini dinle. Bu toprakların ruhu o sohbetlerde gizli. Eğer bir ihtiyacın olursa, yerel bakkallarda fiyatlar sahile göre bir tık daha yüksek olabilir, bunu normal karşıla; o ürünlerin oraya nasıl bir zahmetle çıktığını yolları görünce anlayacaksın.

Son olarak, yaylada kamp yapmak demek aslında plan yapmamayı öğrenmek demektir. Bazen sis çöker 3 gün kalkmaz, bazen yağmurdan çadırdan çıkamazsın. O anlarda sinirlenmek yerine aç kitabını oku ya da sadece o sessizliği dinle. Şehirdeki o bitmek bilmeyen "bir yerlere yetişme" telaşı burada resmen hükümsüzdür. Ben her yayla dönüşünde kendimi formatlanmış gibi hissediyorum. Eğer sen de o sahil sıcağından, egzoz kokusundan ve kalabalıktan resmen bunaldıysan, topla çantanı. Kaçkarlar seni bekliyor, ama sakın polarını unutma!

---
Kanonik HTML: https://kampyeri.org/blog/artvin-ve-rize-yayla-kampi-rehberi
Kaynak: Kampyeri.org
